Myom, rahim kas dokusundan (miyometriyum) köken alan, iyi huylu (kanserli olmayan) kas ve bağ dokusu kitleleridir. Tıbbi literatürde "leiomyom" veya "fibroid" olarak da adlandırılır. Myomlar, üreme çağındaki kadınlarda oldukça sık görülür; pek çok kaynak, 40'lı yaşlara gelindiğinde kadınların önemli bir bölümünde en az bir myom bulunduğunu bildirmektedir. Myomların büyük çoğunluğu herhangi bir şikayete yol açmaz ve rutin muayene veya ultrason sırasında tesadüfen saptanır; bir kısmı ise boyutuna, sayısına ve özellikle yerleşim yerine bağlı olarak belirgin şikayetlere neden olabilir.
Myomların şikayete yol açıp açmayacağı; büyüklüğüne, sayısına ve özellikle rahim içindeki yerleşim yerine bağlıdır. En sık bildirilen şikayet, adet kanamasının miktarında artış ve/veya süresinde uzamadır; bu durum zamanla demir eksikliği anemisine yol açabilir. Alt karın veya bel bölgesinde baskı hissi, ağırlık hissi veya kasık ağrısı bildirilebilir. Büyük myomlar, mesaneye baskı yaparak sık idrara çıkma, bağırsağa baskı yaparak kabızlık hissine neden olabilir. Cinsel ilişki sırasında ağrı, bazı myom yerleşimlerinde bildirilen bir diğer şikayettir. Submüköz myomlarda düzensiz kanama, adet arası lekelenme ve kısırlık daha ön planda olabilir. Bazı myomlar hiçbir belirti vermeden yıllarca sessiz kalabilir.
Myomlar, rahim duvarındaki yerleşim yerlerine göre sınıflandırılır ve bu sınıflandırma tedavi kararında önemli rol oynar.
Submüköz Myom: Rahim iç boşluğuna doğru büyüyen, rahim iç zarının (endometriyum) hemen altında yer alan myomlardır; küçük boyutlarda bile belirgin kanama ve kısırlık şikayetine yol açabilirler.
İntramural Myom: Rahim kas duvarının içinde yer alan, en sık görülen myom türüdür; boyutu büyüdükçe şikayetlere neden olabilir.
Subseröz Myom: Rahmin dış yüzeyinden dışarıya doğru büyüyen myomlardır; genellikle adet düzeni üzerinde daha az etkiye sahiptir ancak boyutu arttıkça çevre organlara baskı yapabilir.
Saplı (Pedinküle) Myom: Rahim duvarına ince bir sap ile bağlı olan, iç veya dış yüzeyde yerleşebilen myom türüdür.
Servikal Myom: Rahim ağzında (serviks) yerleşen, daha nadir görülen bir myom türüdür.
Myom oluşumunun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, östrojen ve progesteron hormonlarının myom büyümesini desteklediği iyi bilinmektedir; bu nedenle myomlar üreme çağında büyüme eğilimindeyken menopoz sonrası genellikle küçülür. Ailede myom öyküsü olması, genetik bir yatkınlığa işaret eder ve riski artırır. İlerleyen yaş (özellikle 30'lu ve 40'lı yaşlar), myom görülme sıklığını artırır. Hiç doğum yapmamış olmak, erken adet görme yaşı ve aşırı kilo, myom riskini artıran diğer faktörler arasında sayılır. Bazı etnik gruplarda myom görülme sıklığının ve şiddetinin daha yüksek olduğu bilimsel literatürde bildirilmiştir.
Tanı sürecinde ilk basamak jinekolojik muayenedir; büyük myomlar muayene sırasında rahmin büyümüş veya düzensiz yüzeyli olarak hissedilmesiyle fark edilebilir. Transvajinal ultrasonografi, myomun varlığını, sayısını, boyutunu ve yerleşim yerini değerlendirmede en sık kullanılan ve ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Sonohisterografi (ultrason sırasında rahim içine sıvı verilerek yapılan inceleme) veya histeroskopi, özellikle submüköz myom şüphesinde rahim iç boşluğunu daha ayrıntılı değerlendirmek için kullanılabilir. Manyetik rezonans görüntüleme (MR), özellikle çok sayıda veya büyük myom varlığında, ameliyat planlaması için ayrıntılı harita çıkarmada faydalı olabilir. Kansızlık şüphesinde tam kan sayımı ile demir düzeyleri değerlendirilir.
Takip (Bekle-Gör Yaklaşımı): Şikayete yol açmayan, küçük veya orta boyutlu myomlarda, düzenli aralıklarla ultrason takibi yeterli olabilir.
İlaç Tedavisi: Kanama miktarını azaltmak amacıyla traneksamik asit grubu ilaçlar veya ağrıyı azaltmak için nonsteroid antiinflamatuar ilaç grubu kullanılabilir. Hormonal rahim içi araç (levonorgestrel salgılayan) bazı myom kaynaklı kanamalarda etkili olabilir. Myom boyutunu geçici olarak küçültmek ve ameliyat öncesi kansızlığı düzeltmek amacıyla GnRH agonisti veya GnRH antagonisti grubu ilaçlar hekim tarafından belirli bir süre için değerlendirilebilir; bu tedaviler genellikle uzun süreli kullanım için uygun değildir.
Histeroskopik Myomektomi: Submüköz myomların, rahim ağzından girilerek özel bir alet ile kesi yapılmadan çıkarılmasıdır; iyileşme süresi kısadır.
Laparoskopik veya Robotik Myomektomi: Rahim korunarak, karın içine açılan küçük deliklerden myomun çıkarılmasıdır; özellikle doğurganlığını korumak isteyen kadınlarda tercih edilir.
Açık (Laparotomik) Myomektomi: Çok sayıda veya çok büyük myom varlığında, karın duvarına yapılan bir kesi ile myomun çıkarılmasıdır.
Rahim Arter Embolizasyonu: Girişimsel radyoloji yöntemiyle, myomu besleyen damarların tıkanarak myomun küçültülmesi işlemidir; cerrahiyi istemeyen ve doğurganlığını koruma önceliği olmayan seçilmiş kadınlarda değerlendirilebilir.
Histerektomi (Rahmin Alınması): Doğurganlık isteği tamamlanmış, şikayeti belirgin ve diğer yöntemlerin uygun olmadığı durumlarda kalıcı bir çözüm olarak değerlendirilebilir.
Myomların büyük çoğunluğu gebelik sürecini olumsuz etkilemez ve pek çok kadın myom varlığında sorunsuz gebelik geçirir. Ancak özellikle submüköz myomlar veya rahim boşluğunu belirgin şekilde deforme eden büyük myomlar, düşük riski, erken doğum, plasenta yerleşim sorunları veya doğum sonrası kanama riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Gebelik sırasında hormonal değişikliklere bağlı olarak myomlar büyüyebilir ve nadiren ani ağrıya yol açan bir dejenerasyon (myomun kendi kan akımını kaybetmesi) yaşanabilir; bu durum genellikle destekleyici tedavi ile yönetilir. Gebelik planlayan ve myomu olan kadınların, gebelik öncesinde myomun yeri ve boyutu açısından değerlendirilmesi önerilir.
Myomların kısırlık üzerindeki etkisi, büyük ölçüde yerleşim yerine bağlıdır. Submüköz myomlar, rahim iç boşluğunu doğrudan etkileyerek embriyonun tutunmasını güçleştirebileceğinden kısırlıkla en güçlü ilişkiye sahip myom türüdür ve genellikle tedavi edilmesi önerilir. İntramural myomlar, özellikle büyük boyutlu olduklarında ve rahim boşluğuna yakın yerleştiklerinde kısırlık riskini bir miktar artırabilir. Subseröz myomların kısırlık üzerindeki etkisi genellikle sınırlıdır. Tüp bebek tedavisi planlanan kadınlarda, myomun yerleşimine göre tedavi öncesi cerrahi müdahale gerekip gerekmediği hekim tarafından ayrıntılı olarak değerlendirilir.
Aşağıdaki durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir: ilaç tedavisine yanıt vermeyen, günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyen ağır adet kanaması; kanamaya bağlı belirgin demir eksikliği anemisi; hızlı büyüyen veya çok büyük boyuta ulaşan myomlar; mesane veya bağırsağa baskı yaparak fonksiyonel şikayete yol açan myomlar; kısırlık nedeni olarak değerlendirilen submüköz veya rahim boşluğunu deforme eden myomlar; ve nadiren, myomun iyi huylu doğasından şüphe uyandıran hızlı büyüme gibi özel durumlar. Cerrahi yöntem seçimi; myomun sayısı, boyutu, yerleşimi, kişinin yaşı ve doğurganlık isteğine göre hekim tarafından kişiselleştirilir.
Şikayete yol açmayan myomu olan kadınların, düzenli jinekolojik kontrol ve yıllık ultrason takibiyle izlenmesi önerilir. Ağır adet kanaması yaşayan kadınların demir düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi, gizli anemiyi önlemek açısından önemlidir. Sağlıklı kilonun korunması ve dengeli beslenme, hormonal dengeyi destekleyerek myom büyümesini bir miktar sınırlayabilir. Myom tanısı almış kadınların, gebelik planlaması öncesinde mutlaka hekimleriyle bu konuyu görüşmesi önerilir.
Myom kanser midir? Hayır, myomların büyük çoğunluğu iyi huyludur; kansere dönüşme olasılığı son derece nadirdir. Ancak hızlı büyüme gibi bazı özel bulgularda hekim ek değerlendirme yapabilir.
Her myoma ameliyat gerekir mi? Hayır, şikayete yol açmayan pek çok myom yalnızca düzenli takip ile izlenir; ameliyat kararı şikayetin şiddeti, myomun yerleşimi ve boyutuna göre verilir.
Myom menopozdan sonra küçülür mü? Evet, myom büyümesi büyük ölçüde östrojen ve progesteron hormonlarına bağlı olduğundan, menopoz sonrası hormon düzeyi düştüğünde myomlar genellikle küçülme eğilimi gösterir.
Myomektomi sonrası myom tekrarlayabilir mi? Evet, rahim korunduğu için yeni myomların zamanla gelişme olasılığı vardır; bu risk kişiden kişiye değişir ve düzenli takiple izlenir.
Myom varken gebe kalınabilir mi? Çoğu durumda evet; ancak myomun yerleşimi ve boyutuna göre gebelik öncesi değerlendirme ve bazı durumlarda tedavi önerilebilir.
Myom, üreme çağındaki kadınlarda sık görülen, çoğunlukla iyi huylu ve yönetilebilir bir durumdur. Tedavi kararı; myomun yerleşimi, boyutu, kişinin şikayetleri ve doğurganlık isteği gibi pek çok faktör bir arada değerlendirilerek verilir. Myom tanısı aldıysanız veya adet düzeninizle ilgili bir şikayetiniz varsa, ayrıntılı değerlendirme için hekiminize danışmanız önemle tavsiye edilir.
Bu içerik, Sağlık Bakanlığı'nın "Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmeliği", Hekimlik Meslek Etiği Kuralları ve İlaç Tanıtım Yönetmeliği çerçevesinde, tedavi edici hizmet veya ürün reklamı ya da talep yaratma amacı taşımaksızın, halkı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerikte hiçbir ticari ilaç/cihaz markası, fiyat, kampanya veya hasta yorumu/memnuniyet paylaşımı bulunmamaktadır. Sayfa üzerinden iletişim formu, yorum alanı veya benzeri bir kanalla kişisel veri toplanması halinde, ayrıca 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na (KVKK) uygun bir Aydınlatma Metni'nin siteye eklenmesi gerekmektedir; bu rehber söz konusu metnin yerini tutmaz. İçeriğin yayına alınmadan önce kurumunuzun hukuk/uyum birimi tarafından güncel mevzuata göre gözden geçirilmesi önerilir.

We use cookies to analyze website traffic and optimize your website experience. By accepting our use of cookies, your data will be aggregated with all other user data.